Arama Yap

E-Mail Bülteni


 








  











 


İstatistikler

Kategori:20
İçerik:489
İçerik Okunma:1500896
BİGA FUARI BAKAN ERGÜN TARAFINDAN AÇILDI. PDF Yazdır e-Posta

 

BİGA FUARI BAKAN ERGÜN TARAFINDAN AÇILDI.

 

Biga Tarım ve Hayvancılık Fuarı ile 6.Biga Ticaret ve Sanayi Festivali’nin açılışı 16 Eylül 2011 tarihinde Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün tarafından yapıldı.

 

alt

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün:

“Türkiye'nin zenginlik üretmek için başvurması gereken en doğru adres sanayileşmektir. Her işin sanayisini kurabilmektir.”

''Güçlü bir Türkiye sadece bizim değil, aslında bütün dünyanın ihtiyaç duyduğu bir Türkiye’dir.''

''Bugün dünyanın neresinde bir sorun olsa, mesela Gazze'de yaşanan insanlık ayıbına açıkça dur diyebilen, bunun yanında Somali’de yaşanan açlıktan hayatını kaybeden çocuklara da en güçlü desteği verebilen bir Türkiye vardır.''

 

''Sarkozy ile David Cameron, hiç programlarında yokken, apar topar ikisi bir oldu, doğru Trablus’a, Libya’ya gitti. Hiç programda yoktu bu. Niye? 'Recep Tayyip Erdoğan bugün Libya’da olacak. Biz ondan evvel gidelim.' Bu çok çocukça oldu yani''
“Bu siyasi sıkıntıların en önemli nedeni, Avrupa bir yönetim bunalımıyla, liderlik bunalımıyla karşı karşıyadır. Bu son örnekte aslında bu liderlik sıkıntısının önemli göstergelerinden bir tanesi olarak karşımıza çıkmıştır”

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Biga Tarım ve Hayvancılık Fuarı ile 6.Biga Ticaret ve Sanayi Festivalinin açılışına katıldı.

Bakan Ergün, Çanakkale'nin Biga ilçesindeki kapalı fuar alanında düzenlenen Biga Tarım ve Hayvancılık Fuarı ile 6.Biga Ticaret ve Sanayi Festivali'nin açılışında yaptığı konuşmada, bu organizasyonların Biga'nın nasıl bir heyecana ve enerjiye sahip olduğunu gösterdiğini söyledi.

Biga'nın bu heyecanına tanık ve aynı zamanda da ortak olmaktan dolayı kendisinin de büyük bir sevinç ve heyecan duyduğunu dile getiren Ergün, ''Bu fuara katılan tüm dostlarımızı, firmaları emeklerinden, çalışmalarından ve alın terlerinden dolayı tebrik etmek istiyorum. Bu ülke için üreten, istihdam oluşturan ve daha sonra da vergisini eksiksiz olarak ödeyen tüm sanayi ve ticaret erbabını da bu vesile ile kutlamak, tebrik etmek istiyorum'' dedi.

Türkiye'nin son 9 yılda ekonomik ve sosyal birçok sorununu çözüme kavuşturduğunu ve hızlı bir yükseliş dönemine girdiğini vurgulayan Ergün, şöyle devam etti: ''Bugün hangi alana bakarsak bakalım, geçmişten çok daha iyi, çok daha güçlü, çok daha müreffeh bir Türkiye tablosuyla karşı karşıyayız. Türkiye adeta mazisini, gücünü, kapasitesini yeniden hatırladı ve gelecek için çok önemli hedefler belirlemeye başladı. İnşallah 2023 Türkiye'si dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri olmayı başarmış, muhteşem bir Türkiye olacaktır. Bu hedefe kadını, erkeği, genci, yaşlısı bütün milletimizle birlikte çalışarak, omuz omuza vererek ulaşacağız. Bu hedefe, doğusuyla, batısıyla, kentiyle, köyüyle bütün ülke genelinde başarıyı yakalayarak ulaşacağız. Sadece İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa gibi şehirlerin kalkınması, sadece bu şehirlerin zenginleşmesi bizim için yeterli değildir. Batman'ın, Aydın'ın, Yozgat'ın, Çanakkale'nin, Biga'nın da aynı şekilde gelişmesine, kalkınmasına, mağrur hale gelmesine önem vermeliyiz, önem veriyoruz. Mesela Toplu Konut İdaremiz sadece Ankara'ya değil, aynı zamanda Çanakkale'ye de Biga'ya da konutlar yapıyor. Hükümet olarak bu ülkede yaşayan herkesin bu ülkenin vatandaşı olmaktan gurur duyacağı bir ortamı oluşturmanın derdini biz taşıyoruz.''

''GÜÇLÜ BİR TÜRKİYE, DÜNYANIN İHTİYAÇ DUYDUĞU BİR TÜRKİYE'DİR''

''Eminim ki, sizler de Sayın Başbakanımızın Mısır, Tunus ve Libya ziyaretlerini ve oralarda nasıl büyük bir ilgiyle, teveccühle karşılanmış olduğunu yakından takip ediyorsunuzdur. Hepimiz bu ülkenin vatandaşları olarak izlediğimiz bu sahnelerden kardeş ülkelerde meydana gelen bu heyecandan dolayı da ayrıca gurur duyuyoruz'' diyen Ergün, şöyle konuştu: ''Güçlü bir Türkiye sadece bizim değil, bölgemizin de ihtiyaç duyduğu bir Türkiye'dir. Güçlü bir Türkiye sadece bizim değil aslında bütün dünyanın ihtiyaç duyduğu bir Türkiye'dir. Bu manzaralar bunu bir kere daha teyit eden manzaralardır. Bugün dünyanın neresinde bir sorun olsa, mesela Gazze'de yaşanan insanlık ayıbına açıkça dur diyebilen, bunun yanında Somali'de yaşanan açlıktan hayatını kaybeden çocuklara da en güçlü desteği verebilen bir Türkiye vardır. Sadece dış politikada ve bölgemizde göstermiş olduğumuz aktif ve sorumlu yaklaşımlar nedeniyle de birçok alanda gıpta ile bakılan bir Türkiye mevcuttur bugün.

Bugün AB üyesi bazı ülkelerde ve hatta Amerika Birleşik Devletlerinde ciddi ekonomik sıkıntılar yaşanırken, biz dünyada en güçlü ve en istikrarlı ekonomilerden birine sahip olmayı başardık. Bu yılın ilk çeyreğinde dünyada en hızlı büyüyen ekonomi olduktan sonra, ikinci çeyrekte de yine dünyada en hızlı büyüyen ikinci ekonomi olma başarısını gösterdik.''

Ergün, son 9 yılda çok büyük başarılara imza atılsa da ulaşılan sviyenin henüz yeterli olmadığına işaret ederek, şunları söyledi: ''Daha alacağımız çok yol vardır, almamız gereken çok yol vardır. Bizim şehirlerimiz, bizim insanımız her alanda ve her anlamda çok daha kaliteli bir hayat tarzı sürmeye, hayatın kalitesini artırmaya fazlasıyla ihtiyaç duymakta ve bunu da fazlasıyla hak etmektedir. 13 bin 500 kilometre duble yol, bölünmüş yol yaptık, ama daha fazlasını yapmamız gerekiyor. Ankara'yı Eskişehir ve Konya'ya hızlı tren hatlarıyla bağladık ama daha Edirne'yi Kars'a, İzmir'i Ankara'ya, İstanbul'u Mersin'e yeni hızlı tren hatlarıyla bağlamamız gerekiyor. Bugüne kadar Toplu Konut İdaresi eliyle 500 bine yakın konut ürettik ancak bir o kadar daha üretmemiz gerekiyor. İhracatımızı 36 milyar dolardan 130 milyar dolar seviyelerine çıkardık, ancak bunu 2023 yılına kadar 500 milyar dolar seviyesine çıkarmamız gerekiyor. Bütün vatandaşlarımızın sahip olduğu bu heyecan ve kararlılıkla çok daha güzel ve güçlü Türkiye'yi inşa edeceğimize yürekten inanıyoruz. İşte bu festivalde rastladığımız coşku dahi, heyecan dahi Bigalıların nasıl büyük bir üretim heyecanı taşıdıklarını, nasıl bir kalkınma heyecanı taşıdıklarını bize gösteriyor. Bunun örneklerini ülkemizin her yerinde her şehrinde görmek gelecek adına umutlarımızı artırmaktadır.''

''SORUNLARI KAPSAMLI BİR ŞEKİLDE ELE ALIYOR VE ÇÖZÜME KAVUŞTURUYORUZ''

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, bir ülkenin ekonomik, sosyal ve siyasi hayatta yaşamış olduğu sorunların birbirinden bağımsız olmadığını bildirdi. ''Bir alanda attığımız çözüm odaklı her adım, hayatın diğer alanlarında da olumlu bir şekilde bize karşılık verecek, oralara da olumlu bir şekilde yansıyacaktır'' ifadesini kullanan Ergün, şöyle dedi: “Son 9 yıldır işte böyle bir anlayışla hareket ediyor, Türkiye'nin sorunlarını bütünlüklü ve kapsamlı bir şekilde ele alıyor ve bu anlayışla çözüme kavuşturuyoruz. Ekonomiyi, sosyal politikaları, demokrasiyi, yargı sistemini veya dış politikayı eş zamanlı olarak ilerletmenin kaygısını taşıyoruz ve bu çerçevede çalışıyoruz. Çünkü bunlar birbirini yakından ilgilendiren, birbirini yakından etkileyen alanlardır.

Ekonomimiz geliştikçe daha iyi sosyal politikalar uygulayabiliyoruz. Eğitime, sağlığa daha çok önem verebiliyoruz. Demokrasimiz güçlendikçe dış politikada daha dirayetli, daha dik bir tutum sergileyebiliyoruz. Dış politikada itibarımız arttıkça, dışarıda ekonomik ilişkilerimizi de daha güçlü bir şekilde sürdürme imkanını elde ediyoruz. Gördüğünüz gibi bütün bunlar birbirleriyle çok yakından ilişkili alanlardır. Aynı şekilde sanayi, bilim, enerji, tarım, hayvancılık, sağlık, eğitim, çevre ve ulaştırma gibi hizmet alanlarını da ortak bir zeminde birlikte geliştirmek gerekiyor. Yaygın bir ulaşım ağınız yoksa ticaretiniz gelişemez, enerji kaynaklarımız yeterli değilse sanayimiz gelişemez. Dolayısıyla bunları hep birlikte çözüme kavuşturmamız ilerletmemiz lazım.''

Bakan Ergün, ''Sanayiye önem verirsek tarımı ve hayvancılığı ihmal etmiş mi oluruz'' yönünde yanlış bir kanaatin yaygın olduğunu dile getirerek, şunları kaydetti: ‘'Hayır, kesinlikle böyle bir şey olamaz. Aksine biz bu alanların birbirine ne kadar destek alanlar olduğunu düşünüyor ve bunlara göre politikalar oluşturuyoruz. Bugün birçok tarım ürünü aynı zamanda gıda sanayinin ham maddesini oluşturmaktadır. Tarım ürününü sadece tarım ürünü olarak görmeyin, aynı zamanda onun içinden çok büyük bir sanayi çıkmaktadır. Tarıma dayalı sanayiyi tarımın yerine nasıl inşa edebileceğimizin hesabını yapmalıyız. Türkiye'nin zenginlik üretmek için başvurması gereken en doğru adres sanayileşmektir. Her işin sanayisini kurabilmektir. Bizim bütün çabamız üretimi artırmaya ve üretenlerin önündeki engelleri kaldırmaya dönük bir çabadır. Sanayi nasıl bir üretim şekliyse tarım ve hayvancılık da aynı şekilde başka bir üretim biçimidir. Yeter ki doğru yatırım ve doğru üretim yapalım, hem iç pazar için hem de dış pazarlar için kaliteli ve ileri teknolojili yüksek katma değerli ürünler üretelim. Eski alışkanlıklarımızı bir kenara koyalım, rekabet gücümüzü artırmak için üretimde de yeni verimli ve modern teknikleri kullanalım. Babadan kalma usullerle ne tarım yaparak ilerleyebiliriz ne de sanayi ile ilerleyebiliriz. Yenilikleri muhakkak tarıma da, sanayiye de, hayatımıza da taşımasını bilmeliyiz.''

Fuarın açılışını yapan Bakan Ergün, Biga'da vergi sıralamasında ilk 10'a girenlere plaket sundu.

VALİLİK ZİYARETİ

Vali Güngör Azim Tuna'yı ziyaret eden Ergün, burada yaptığı açıklamada, Çanakkale'nin tarihi özelliklerinin yanında ekonomik aktivitelerine olan yatkınlığını Türkiye'ye ve dünyaya anlatmaya daha çok ihtiyaç bulunduğunu söyledi.

Çanakkale'nin tarihini anlatmak için fazla bir ihtiyacın bulunmadığını, çünkü bunu herkesin bildiğini dile getiren Ergün, ''Türkiye'nin her yerinden, son yıllarda Çanakkale'ye çok ciddi manada ziyaretler yapılıyor, yapılması da gerekir. Çünkü Çanakkale'de olanın bitenin ne olduğunu, Çanakkale'de bir milletin nasıl bütün halinde olduğunu, insanların nasıl kendi vatanları ve gelecekleri uğruna her türlü fedakarlığı yapabildiğini gösteren en önemli sahne burasıdır'' diye konuştu. Ergün, buraya gelenlerin, bu sahneyi gördükten sonra yeniden düşünmeleri gerektiğine işaret ederek, ''Buranın nasıl vatan, milletin nasıl bir millet olduğuna dair en önemli ipuçlarını bulma imkanına herkes sahip olacaktır'' dedi.

Nihat Ergün, şöyle konuştu:

''Çanakkale'de, bugünkü tartışmaların hepsi bir kenara bırakılmış insanlar tarafından ve herkes birlikte olmuştur. Çanakkale'de Balkanların en ucundan insanlar da vardır, bugün Türkiye'nin en doğusundan insanlar da vardır. Belki Afrika'dan belki Ortadoğu ülkelerinden, değişik yerlerden insanlar da vardır ve birlikte bir millet olmanın, vatanı savunmanın ne demek olduğunu göstermişlerdir. Bu açıdan Çanakkale'nin elbette tarihi, milli ve manevi bir değeri var. Bunların daha da pekişmesi lazım.''

Her yıl, öğrencilerin, gençlerin, emeklilerin, bayanların, erkeklerin Çanakkale ziyaretleri konusunda daha büyük bir hassasiyet gösterdiğine işaret eden Ergün, şöyle konuştu:

''Bu da Çanakkale'nin Türkiye'ye katacağı çok önemli değerler olduğunu gösteriyor. Bugün itibariyle katıyor da zaten. Ama bizim bunu ekonomik faaliyetlerle de taçlandırmamız lazım. Çanakkale'nin tarım, sanayi, enerji potansiyelini Türkiye'ye katması ve kendi dinamizmini bu şekilde bir kere daha ortaya çıkarması lazım. Bunlar yapılıyor. Son yıllarda ciddi manada aktiviteler oluyor. Çanakkale'de ulaşım imkanları gelişiyor. Çanakkale aynı zamanda bir enerji merkezi. Bugün rüzgar enerjisinden en önemli yatırımların yapıldığı yer Çanakkale. Termik santraller açısından önemli yatırımların, demir çelik yatırımlarının, seramik ve mobilya yatırımlarının olduğu önemli bir merkez aslında. Bu önemli merkezin Türkiye'de daha bilinir, tanınır hale gelmesi için atılması gereken adımlar var. Biz de bu çerçevede organize sanayi bölgelerinin gerçek bir cazibe merkezi haline gelebilmesi için yeni bir aktivite başlattık. Çanakkale'de organize sanayi bölgesinde yatırımcılar için yüzde 50 indirimli arsa tahsisi dönemi başlamış oldu. Dolayısıyla Çanakkale'de yatırım yapmak isteyenler, organize sanayi bölgesinde yatırım yapmayı tercih edelerlerse, oradaki arsa bedelinin yüzde 50'sini kendileri ödeyecekler, diğer kısmını biz karşılayacağız. Bu da yatırımla ilgili ilave bir teşvik unsuru olmuş olacak.''

Nihat Ergün, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinin (ÇOMÜ) çok önemli üniversitelerden birisi haline hızla geldiğini ifade ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

''Bugün 30 bin civarında öğrencisi olan bir üniversitemiz. ÇOMÜ'nün de, hem Türkiye'de iyi bir eğitim öğretim veren üniversitelerden ama aynı zamanda bilginin ve teknolojinin geliştirildiği merkezlerden birisi haline getirilmesi için biz de çaba göstereceğiz. Bu dönemde bakanlığımızın muhtevası değişti. Bilim ve teknoloji ile sanayiyi entegre eden bir yapıya kavuştu. bu da bizim üniversitelerle olan ilişkimizi güçlendirmiş oldu. Çünkü bilimin merkezi üniversitelerdir. Üniversitelerdeki bilgiyi tekno parklar vasıtasıyla teknolojiye dönüştürmek, onu da sanayi çarklarından geçirip teknolojik ürünler olarak dünya pazarlarına sunabilmemiz lazım. Burada üniversitelerin çok önemli rolü var. Hem tarım teknolojilerinin hem de diğer alanlardaki teknolojilerin gelişmesi için ÇOMÜ de motive edici bir unsur olarak burada bulunmuş olacaktır.''

Ziyaretin sonunda Vali Tuna, Bakan Ergün'e çeşitli hediyeler verdi.

‘EKONOMİ SAĞLAM ZEMİNDE’

Burada konuşan Ergün, ekonomik gelişmelere değinerek, ''10 yılda nereden nereye geldi Türkiye. Üretim gücü, ihracatı ve fert başına milli geliri nereye ulaştı, teknolojisi nereye geldi, ekonomik ve siyasi anlamda dünyadaki yeri ne oldu Türkiye'nin? İşte bu 10 yıl Türkiye'nin geleceğinde çok önemli bir 10 yıl. Gerçekten çok sağlam bir zemin oluşturuldu. Şimdi Türkiye ileriye dönük hedefler koyabilen bir ülke oldu'' dedi.

Türkiye'nin, dünyanın ilk 10 ekonomisinden birisi haline geleceğini söylediklerini dile getiren Ergün, şöyle devam etti:

''Satın alma gücüne göre bugün 16'ncı büyük ekonomisi. 500 milyar dolar ihracat yapacak, 2 trilyon doların üzerinde üretim gücüne sahip olacak ve dünyanın 10 büyük ekonomisinden birisi haline gelmiş olacak. Eğer biz bu hedefleri 10 yıl evvel ortaya koymuş olsaydık, buna birçok insan güler ve dudak bükerdi. Ama bugün bu hedefleri herkes paylaşıyor. 'Evet yapabiliriz' diyor herkes, Türkiye bunları başarabilir. Niye? Öyle bir altyapı oluştu 10 yılda. Enflasyonu, bütçe açıkları, işsizlik rakamları, dünyadaki gelişmelere rağmen hangi noktada? Mali disiplin, fiyat istikrarı, ekonomik büyüme, bütün bunlara baktığınız zaman Türkiye, siyasi anlamda da ekonomik anlamda da büyük bir mesafe aldı. Sağlam bir altyapı oluşturuldu. 10 yıl evvelin Türkiye'sinde hereksin kafasında şu tereddütler vardı; 'Ya acaba bir darbe falan olur mu memlekette? Her an bir darbe olabilir. Ya hükümete bir muhtıra verilir de hükümet devrilir mi acaba.' Bu tereddütleri yaşayan bir ülkede ilerleme olabilir mi? Bugün bu tereddütler var mı Türkiye'de? Kimsenin kafasında böyle bir soru var mı? Yok. İşte bu güven ortamının oluşması, geleceğe dair güvenle bakılması için son derece sağlam bir zemindir.

Ekonomik anlamda maaşını ve bayram harçlığını alıp da döviz bürosuna giden ve onu dövize çeviren birisi var mı? Yok. Niye? Döviz artık bir tasarruf aracı değil, ihracat, ithalat yapan kişilerin kullandığı bir araç. Onlarla alakalı bir şey döviz, tasarruf vasıtası değil. Kendi paramız her türlü işi yapmaya muktedir, çok değişti şartlar. 'Faiz oranları yüzde 300'e, 500'e çıkar' diye kimsenin kafasında bir tereddüt var mı? Yok. 'Enflasyon yüzde 30 olur' diye bir tereddüt var mı? Yok. 'Bütçe açıkları çok büyür, ipin ucunu kaçırmış hükümetler, borçlanma almış gitmiş' diye bir tereddüt var mı? Yok.''

‘HAK ARAYIŞININ YOLU TERÖR OLARAK GÖRÜLEMEZ’

Nihat Ergün, Türkiye'nin birçok prangadan kurtulduğunu söyledi. ''Ayağımızdaki son pranga da Türkiye'yi artık terör olaylarıyla yavaşlatmak. Onu terör olaylarıyla meşgul etmek, hızını kesmek isteyenlerin de bu son prangasından Türkiye kurtulacaktır. Ayağımızdaki son pranga budur. İnşallah o prangadan da kurtulacak Türkiye'' diyen Ergün, şöyle devam etti:

''Artık Türkiye'de hak ve özgürlük arayışı için teröre ve eşkıyalığa lüzum yoktur. Yani 'Ben hakkımı arıyorum, hakkımı alamıyorum, bunun için teröre başvurdum' demenin bir bahanesi kalmamıştır Türkiye'de. Türkiye eski Türkiye değildir. Türkiye'de insanlar, hakkını ve hukukunu her zeminde arayabilecek imkan ve kabiliyete kavuşmuşlardır. Demokrasisi, hukuku güçlenmiştir. Türkiye, eskisi gibi vatandaşını görmezden gelen, onun sesini duymayan bir Türkiye değil. Türkiye vatandaşının sesini duyan bir Türkiye'dir. Ne derdi var, ne sıkıntısı var, vatandaşının derdini, sıkıntısını yakından gören, hisseden ve onu çözmek için gece gündüz çalışan bir yönetim ve Türkiye var. Artık Türkiye'de hak arayışının bir yolu terör olarak görülemez. O zaman terör başka amaçlarla yapılmaktadır.

Tamamen Türkiye'yi meşgul etmek, yavaşlatmak, 'Türkiye'nin ayağında bir pranga olsun' diye içeriden ve dışarıdan çok karmaşık unsurların birlikte hareket ettiği bir olaydır. Eskiden belki basit bir olaydı, bundan 30 yıl evvel. Ama bugün uluslararası boyutu da olan karmaşık bir olay haline geldiği için çözümü zor olmaktadır. Bir düğümü çözüyorsunuz, bir düğüm daha çıkıyor. Onun için tabi ki zaman alan, meşgul eden, tam bir noktaya geldik derken bir başka noktadan patlama potansiyeli olan ve zaman zaman da başka uçlar veren bir unsur haline dönüştüğü için Türkiye bununla meşgul edilmektedir. Ama Türkiye bunu da aşacaktır. Bu prangayı da Türkiye ayağından çözdüğünde, 2023'ün Türkiye'si muhteşem bir Türkiye olacaktır. Ekonomisi ve dünyadaki siyasi gücüyle buna doğru gidiyor Türkiye.''

SARKOZY VE CAMERON'UN LİBYA ZİYARETİ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Kuzey Afrika ziyaretlerine de değinen Ergün, toplumun, komşu ülkelerdeki, Ortadoğu'daki, hatta Avrupa'daki siyasilerin Türkiye'ye bakışının değiştiğini belirterek, şunları kaydetti:

''Sarkozy ile David Cameron, hiç programlarında yokken, apar topar ikisi bir oldu, doğru Trablus'a, Libya'ya gitti. Hiç programda yoktu bu. Niye? 'Recep Tayyip Erdoğan bugün Libya'da olacak, biz ondan evvel gidelim.' Bu çok çocukça oldu yani. Dünyada da hakikatten çok komik bir görüntü oldu. Buna lüzum yok. Yani bu yaklaşımlarla dünya siyaseti yürütülemez. Bu da şöyle bir tabloyu önümüze koyuyor ki Avrupa'da da ciddi bir liderlik problemi baş göstermiştir. Bugün Avrupa ülkelerinin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar var ayrı, ama siyasi sıkıntılar da var. Bu siyasi sıkıntıların en önemli nedeni, Avrupa bir yönetim bunalımıyla, liderlik bunalımıyla karşı karşıyadır. Bu son örnekte aslında bu liderlik sıkıntısının önemli göstergelerinden bir tanesi olarak karşımıza çıkmıştır.

Çok şükür ki, Türkiye ciddi bir yönetim anlayışına sahip, Türkiye liderlikte aradığını bulmuş, 10 yıldır bir liderin etrafında kenetlenmiş, 2023 yılına kadar da Allah nasip ederse Türkiye'yi bu kadrolar taşıyacaktır. Cumhuriyetin 100'ncü yılına, AK Parti anlayışı, muhteşem Türkiye'yi inşa etmek için taşıyacaktır. Bu da Türkiye'nin bu yüzyılda, 21'nci yüzyılda dünyanın en önemli ülkelerinden bir tanesi olma potansiyelini içinde taşıdığını göstermektedir. Bu yüzyılın ilk çeyreğinde bunu başarmak da AK Parti ve AK Parti kadrolarına nasip olmuştur.''

 

 

 

En Son Haberler

Developed by JoomVision.com
Slideshow Image 1
Slideshow Image 2
Slideshow Image 3
Slideshow Image 4
Slideshow Image 5
Slideshow Image 6
Slideshow Image 7
Slideshow Image 8

Web sitemizi nasıl buldunuz?

Web sitemizi nasıl buldunuz?
 


 

  

 

 

 









 


 



tobb hizmetleri hk


 



 

 

 

 

Copyright © 2011 Biga Ticaret ve Sanayi Odasi